2025 tarihli ve 12 sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu: Aileniz Tekafül ve Kerame'ye nasıl başvurur, ödeme ne zaman kesilir?
Uluslararası Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması Günü'nde, "Tekafül ve Kerame" dosyasını bir bültenin değil ailenin gözünden açıyoruz: 2025 tarihli ve 12 sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu ile Temmuz 2026'da yayımlanan uygulama yönetmeliği aslında neyi değiştirdi, şartlı destekle şartsız destek arasındaki fark nedir, bir anne sıraya girmeden önce hangi koşulları bilmelidir ve ödemeler bazen neden durur?

Sabah dokuza az kala, kırsal bir bölgedeki sosyal dayanışma biriminin önündeki sıra çoktan uzamıştır. Çoğunluğu kadınlardan, aralarına serpiştirilmiş birkaç yaşlıdan oluşan bu kalabalık, gişenin açılmasını bekler. Herkesin elinde şeffaf bir naylon torba vardır: bir nüfus cüzdanı, köşeleri kıvrılmış doğum belgeleri, okuldan bir kağıt, belki eski bir doktor raporu. Sıra boyunca hemen hemen aynı sözcüklerle tekrarlanan soru şudur: "Hangi evrak eksik?" Küçük bir soru gibi görünür; oysa aslında bir hak hakkında, o hakka giden yol hakkında bir sorudur.
Birleşmiş Milletler her yıl 17 Ekim'de Uluslararası Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması Günü'nü anıyor. Biz bu günü geçip giden bir haber olarak değil, bir Mısırlı ailenin yanına oturup sosyal koruma ağında gerçekte neyin değiştiğini sakin sakin okuma fırsatı olarak ele alıyoruz; o sıraya girmeden önce bir annenin -ya da dedesinin evraklarıyla uğraşan bir kızın- ne bilmesi gerektiğini. Çünkü yoksulluk raporlarda değil, bir mutfakta, bir okul defterinde, bir doktor muayenesinde yaşanır.
Bu dosyada olup bitenlerin en önemlisi, sosyal yardımın bir "bağış" görünümünden, metne bağlanmış bir hak görünümüne geçmesidir. 2025 tarihli ve 12 sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu aynı yılın Nisan ayında yayımlandı ve Resmî Gazete'de yayımlanmasından üç ay sonra yürürlüğe girerek 2010 tarihli ve 137 sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu'nun -yalnızca yönetmeliğinin değil, kanunun kendisinin- yerini aldı. Ardından bu kanunun uygulama yönetmeliği, Sosyal Dayanışma Bakanı'nın kararıyla 1 Temmuz 2026'da yayımlanarak eski kanunun yönetmeliğini yürürlükten kaldırdı. Bu fark biçimsel değildir: şart ve usuller yazılı hale geldiğinde, vatandaşın elinde gişede kendisine söylenene güvenmek yerine dayanabileceği bir metin olur.
Kanun, birbirine karıştırılmaması gereken iki ayrı kolu ayırt eder. Birincisi "Tekafül" (Dayanışma) olup, yoksul ailelere yönelik şartlı nakdi destektir; kapsadığı kategoriler arasında çocuk yetiştiren aileler, kadının reisliğindeki aileler, askere alınmışların ve hükümlülerin aileleri, reisi tarafından terk edilmiş aileler bulunur; "şartlı" olması, ödemenin sürmesinin çocuklara ilişkin yükümlülüklere -eğitimlerine ve sağlıklarına- bağlı olması demektir. İkincisi "Kerame" (Onur) olup şartsız bir destektir; kapsadığı kategoriler arasında yaşlılar, engelliler, ağır kronik hastalığı olanlar, yetimler, geçindiren kimsesi olmayan kadınlar ve evli olmayan genç kızlar yer alır. Her iki koldaki liste bu sayılanlardan daha geniştir, bu yüzden hangi kategoriye girdiğinizi mutlaka birime sorun. "Tekafül" Mart 2015'te başlatılmıştı ve her iki program da resmî açıklamalara göre o tarihten beri yürütülüyor; yeni kanun ise ikisini tek bir yasal çerçeve altında topladı.
Peki bu ayrım sırada bekleyen anne için neden önemli? Çünkü hangi kapıyı çalacağını ve hangi evrakların isteneceğini belirleyen şey budur; okul çağında çocuk yetiştiren bir aile ile yaşlı babası adına başvuran bir kadının izleyeceği yol aynı değildir. Sıralardaki hayal kırıklığının çoğu, insanların sanki tek bir yol varmış gibi birbirine tavsiye vermesinden kaynaklanır; böylece duruma uymayan evraklar hazırlanır, "eksik evrakınız var" denir, oysa gerçekte o evrak başka bir kola aitti.
"Tekafül" kolunda ise annenin başvurmadan önce -sonra değil- bilmesi gereken iki şart vardır: altı ile on sekiz yaş arasındaki çocukların, genel bir yıllık ortalama olarak değil, her dönemde ayrı ayrı en az yüzde seksen devam oranıyla okula düzenli gitmesi; hamile ve emziren annelerle altı yaşın altındaki çocukların, planlanan aşılar dahil temel sağlık hizmetleri programlarını aksatmadan takip etmesi. On sekiz yaşını doldurmuş, yirmi altı yaşına kadar olanlar için ise ortaöğrenim sonrası veya üniversite eğitimine düzenli devama dayanan ayrı bir kol vardır. Genel olarak şartlı nakit transferi programlarının mantığı da budur: ödemenin sürmesini eğitime ve sağlık hizmetine bağlamak. İşte bu yüzden okul defteri ile aşı kartı fazladan bir evrak değil, dosyanın bir parçasıdır.
Başvuru işleminin kendisi, ikamet edilen yerdeki sosyal dayanışma biriminden başlar; başvuru, yönetmelikte öngörüldüğü üzere on Mısır poundu tutarında sembolik bir ücretin ödendiğini gösteren belgeyle birlikte sunulur -metin bu ücretin yetkili bakan kararıyla belirli aralıklarla artırılmasına izin verdiğinden, başvuru anındaki güncel tutarı mutlaka teyit edin. Buradaki resmî kanallar, sosyal dayanışma biriminin kendisi ile Sosyal Dayanışma Bakanlığı'nın duyurduklarıdır; bunlar arasında 19680 yardım hattı ile bu satırların yazıldığı tarih itibarıyla resmî portalda (tk.moss.gov.eg) yayımlanan program şikayet bağlantısı da vardır. Bu kanalların dışında bir başvuruyu hızlandıracağını veya kabulünü garanti edeceğini vaat eden herhangi bir aracı, sahip olmadığı bir şeyi satıyor demektir.
Herkesin kafasını kurcalayan soru şudur: bir başvuru hangi esasa göre kabul edilir, bir diğeri neden reddedilir? Seçim bir memurun izlenimine bırakılmaz; dolaylı imkân testi olarak bilinen bir yöntemle yapılır. Bu yöntem, ailenin mal varlığı ve konut koşullarına ilişkin göstergeler üzerinden yaşam düzeyini ölçer, ardından beyan edilenleri resmî kurum verileriyle karşılaştırır. Bunu açıkça söyleyelim: hiç kimse bir aileye kabul sözü veremez, hak sahipliğini önceden takdir edemez. Karar, belirli ölçütlere göre idari bir merci tarafından verilir; sırada verilen bir vaat değildir.
Peki ya rakamlar? Burada okuru, tarihsiz dolaşan rakamlara karşı temkinli olmaya çağırıyoruz. Sosyal Dayanışma Bakanlığı'nın Aralık 2025'te açıkladığına göre, yararlanan aile sayısı 2015'te yaklaşık 1,7 milyondan 2025'te yaklaşık 4,7 milyona yükseldi; 2025/2026 mali yılı için ayrılan ödenek 54 milyar Mısır poundunu buldu, ortalama destek tutarı aylık yaklaşık 900 pound olup asgari tutar 700 pound, azami tutar dört bin pound olarak belirlendi. Açıklandığı üzere 2026/2027 bütçesinde ise program için daha yüksek, elli beş milyar pounda yaklaşan bir ödenek ayrıldı. Bunlar tarihine bağlı, yıldan yıla değişen rakamlardır; güncel rakam için başvurulacak kaynak sosyal dayanışma birimi veya 19680 hattıdır -hafıza ya da komşular değil.
Aynı verilerden ailece üzerinde durulmaya değer bir başkası daha var: Aralık 2025'te açıklandığına göre yararlanıcıların yaklaşık yüzde yetmiş beşi kadın. "Tekafül"ün tasarımında ödeme önceliğinin, ailedeki geçindiren konumundaki kadına verilmesi bilinen bir özelliktir; bu, şartlı nakit transferi programlarında genel olarak görülen bir yaklaşımdır. Bu da bir başka nedenle önemlidir: anne, kendi dosyasının başkaları eliyle yürütülüp kendisinin en son haberdar olduğu bir işe dönüşmesine izin vermek yerine, koşulları bilen ve dosyayı takip eden kişi bizzat kendisi olmalıdır.
Geriye insanları başvurunun kendisinden daha çok korkutan kısım kalıyor: ödeme neden durur? Kabul edilen bir dosya bir çekmecede unutulan kağıt değildir; yeniden gözden geçirilen canlı bir durumdur ve kanun ile yönetmeliğinin bu konuda yazılı kuralları vardır. Bunların ilki ve en çok göz ardı edileni, hak sahibinin her yıl Şubat sonundan önce verilerini güncelleyen bir beyan sunması gerektiğidir; aksi hâlde destek önce geçici olarak durur, aksaklık sürerse kalıcı olarak kesilir. İkincisi, "Tekafül" koşullarının ihlal edilmesinin -çocukların okula devam oranındaki düşüş veya sağlık takibinin aksaması gibi- anında kesintiyle değil, destek tutarından kademeli bir kesintiyle karşılanmasıdır: ilkinde yüzde otuz, ikincisinde yüzde altmış, üçüncüsünde yüzde doksan, dördüncüsünde ise kesin kesme. Üçüncüsü, yanlış bilgi verilmesinin, bir gelir kaynağının gizlenmesinin veya ailenin yaşam düzeyinin hak sahipliği sınırının dışına çıkacak şekilde değişmesinin destek kesme nedeni olmasıdır. Dördüncüsü ise, hak edilen tutarın art arda iki ay ödenmemesi durumunda nedenin araştırılmasıdır.
Doğru davranış basittir ama nadiren uygulanır: ailenin, bağlı olduğu dayanışma birimine gidip kesintinin nedenini resmen sorması ve verilerinin gözden geçirilmesini talep etmesi, ya da duyurulan şikayet kanallarını kullanmasıdır. "Kendiliğinden düzelir" umuduyla iki ay beklemek bir çözüm değildir, sıradaki insanlardan açıklama toplamak da öyle. Her ailenin evraklarının bir kopyasını saklaması ve verilerinde herhangi bir değişiklik olduğu anda -yeni bir gelir, hane yapısında bir değişiklik veya ikametgah değişikliği- birimi bilgilendirmesi akıllıca olur; yıllık güncelleme beyanını da zamanında sunmalıdır. Zamanında yapılan gönüllü bir güncelleme, sıkışık bir ayda aniden gelen bir kesintiden çok daha az maliyetlidir.
Böyle bir günde söylenmeye değer bir şey daha var: kanun "sosyal güvenlik"ten söz ediyor, yani kimsenin bir sakatlık, yaşlılık, hastalık veya geçindirenini kaybetme anında altına düşmeyeceği bir taban. Koşullarını bilen ve evraklarını takip eden bir aile, bu meseleyi bir lütuf değil, düzenlenmiş bir hak olarak ele alır -ve bu tek başına, hem evde hem gişe önünde kullanılan dili değiştirir.
Başladığımız sıraya dönelim. Elinde naylon torbayı taşıyan kadın, "hangi evrak eksik?" diye sormaya devam edecek -meşru bir soru bu. Ama bir ziyaretle diğeri arasındaki fark, sormadan önce şunları bilmektir: hangi kapıyı çaldığını, hangi koşullara bağlı kaldığını, ücretin sembolik olduğunu ve güncel tutarının sorulması gerektiğini, Şubat sonundan önce verilen güncelleme beyanının fazladan bir evrak olmadığını ve 19680 gibi bir numarayla birimde yazılı olarak sorulan bir sorunun iki aylık beklemeden çok daha iyi olduğunu. Koşullarını bilmediğimiz bir hak, torbada bir kağıt olarak kalır; bildiğimiz hak ise atabileceğimiz bir adıma dönüşür.
İlgili Haberler

On Sekiz Yaşından Önce: Mısır Hukukunda Çocuk Evliliği ve Tescilsiz Sözleşmenin Çocuklara Bedeli
Mısır Anayasası on sekiz yaşını doldurmamış herkesi çocuk sayar ve kanun, çocuğun nikâh akdinin tescilini yasaklar. Ama yasak tescile ilişkindir, evliliğin kendisine değil; sözleşme bu yüzden 'örfi' denen gayriresmî bir kâğıda kayar ve kayıplar, yeni doğan ilk belgesine ihtiyaç duyduğu anda başlar. Uluslararası Kız Çocukları Günü'nde metinleri ve rakamları olduğu gibi anlatıyor, bir okul sırasının neden her vaazdan güçlü kaldığını açıklıyoruz.
11 Ekim 2026 · 7 dk okuma

«Katbü'l-kitab»dan önce: Kanunun zorunlu kıldığı sağlık raporu ne ortaya çıkarıyor, evliliği neden engellemiyor?
Mısır'da nikâh akdinin kıyılmasından —«katbü'l-kitab»dan— önce zorunlu bir sağlık muayenesi yapılır; bu, me'zunun ya da kilisenin talep ettiği, QR kodlu bir raporla sonuçlanır. Bu muayene neyi tespit ediyor, maliyeti ne kadar, nerede yapılıyor, ve Mısır için neden bu kadar önemli? En önemlisi: sonucu ne olursa olsun, evliliği neden hiçbir zaman engelleyemiyor? «Ya bende bir şey çıkarsa» diye endişelenen nişanlılar için sakin bir rehber.
12 Eylül 2026 · 9 dk okuma

Mısır'da Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu (174/2025) Yürürlüğe Girdi: Vatandaş İçin Ne Değişti?
Yaklaşık yetmiş altı yıl sonra Mısır'ın eski Ceza Muhakemesi Kanunu yürürlükten kalktı; yeni adli yılla birlikte 2025 tarih ve 174 sayılı Kanun yürürlüğe girdi. Neyin değiştiğine sakin bir bakış: tutuklamaya alternatif tedbirler üçten yediye çıkarıldı, tutukluluk süreleri ve tavanları yeniden düzenlendi, avukatın hazır bulunması genişletildi, tebligat modern yöntemlerle yapılabilecek; mağdurlar ve tanıklar için yeni güvenceler getirildi.
18 Ekim 2026 · 8 dk okuma