İçeriğe geç

Ders zili çaldıktan sonra ikinci okul günü başlıyor: Mısır sokağında "sanater" akşamları

Akşam saat yedide, bir ara sokak, sokak lambalarından çok özel ders merkezlerinin tabelalarıyla aydınlanıyor: taksiler durup kalkıyor, çantalarda ders kitabı yerine "sheet" denen fotokopi föyler taşınıyor, merdivenlerde sıra bekleyen öğrenciler var. Dünya Öğretmenler Günü'nde kaldırımdan aktarılan bu röportaj, her Mısırlı ailenin tanıdığı bir manzarayı ve 2022'den bu yana bu manzarayı değiştirmeye çalışan politikaları konu alıyor.

Yayın Kurulu·Yayımlanma 5 Ekim 2026·7 dk okuma
حارة قاهرية ليلاً تضيئها لافتات المحال وأنوار معلقة، وطاولات مقهى وشباب جالسون في العمق
Ahnaf Saber / Wikimedia Commons (CC BY 3.0)

Akşam saat yedide, okullar kapılarını kapatalı saatler olmuşken, sıradan bir Mısır mahallesindeki bir ara sokak ikinci bir okul gününe uyanıyor. Yeri bulmak için aramanıza gerek yok; ışık size yolu gösteriyor. Özel ders merkezlerinin, çarpıcı renklerle boyanmış ve ders adları kalın harflerle yazılmış tabelaları, yarısı sönük ya da titrek yanan kamu sokak lambalarından çok daha güçlü bir ışıkla kaldırımı aydınlatıyor. Yan yana üç kapı, her birinin üstünde ayrı bir isim; önlerinde taksiler, sanki ilan edilmemiş bir sefer tarifesi varmışçasına düzenli bir ritimle durup kalkıyor. Mısır argosunda bu tür merkezlere "sanater" deniyor; İngilizce "centers" (merkezler) sözcüğünün yerel telaffuzundan türeyen bu kelime, özel ders sektörünün adeta markası hâline gelmiş.

Karşı kaldırımdan, tek bir kapıdan içeri girmeden bütün sokağı "okumak" mümkün. Köşede bir minibüs öğrenci kalabalığını indiriyor, büfeci ise bekleyenler için kalem, küçük defter ve çay bardakları hazırlamış. İlk binanın girişinde elinde isim listesiyle bir kapıcı ya da danışma görevlisi duruyor; arada bir tek kelimeyle sesleniyor: "Üçüncü sınıf!" Bir grup ayrılıyor, yerine bir başkası geliyor; bu hareketlilik saat ondan sonrasına kadar aynı şekilde sürüyor.

İlk dikkat çeken şey çantalar. Çocukların sabah taşıdığı ağır okul çantaları ortadan kalkmış, yerini "sheet" taşıyan daha hafif çantalar almış: fotokopiyle çoğaltılıp zımbalanmış föyler; her ders için ayrı bir föy, her merkezin de komşu merkezden onu ayıran kendine özgü föyü var. Ders kitabı bu manzaradan tamamen silinmiş; sanki sadece "birinci güne" ait, "ikinciye" değil. Binaların merdivenlerinde, önceki grubun bitmesini bekleyen öğrenciler sıra sıra oturmuş, kimi bir kâğıda göz atıyor kimi telefon değiş tokuş ediyor; veliler ise kaldırımda ya da motoru çalışır vaziyette arabalarında bekliyor.

Peki bu akşamlar, çocuklarını buraya gönderen aileleri ne kadara mal oluyor? Okuyucuyu, bu sitenin okul yılının başında yayımladığı "Okula Akıllıca Dönüş" başlıklı yazıya yönlendiriyoruz; o yazı, Mısır Merkezi Seferberlik ve İstatistik Kurumu'nun (CAPMAS) verilerine dayanıyordu: öğrencisi olan ailelerin eğitim harcamalarının %28,3'ünü özel ders ve takviye kursları oluşturuyor; okul yılı da 12 Eylül 2026'da başlamıştı. Burada sadece, tarihiyle birlikte anılması kaydıyla, daha eski bir rakam ekliyoruz: Temmuz 2016'da Ahram Online (El-Ahram gazetesinin İngilizce internet sitesi), aynı kurumdan aktardığı bilgiye göre, öğrencisi olan kentli bir ailenin eğitime yılda yaklaşık 5.500 Mısır lirası, yani gelirinin %11'ini harcadığını; kırsaldaki bir ailenin ise yaklaşık 2.333 lira, yani gelirinin %6,7'sini harcadığını yazmıştı. O günden bu yana rakamlar çok değişti, ama kent ile kır arasındaki fark hâlâ sokakta okunabiliyor: aydınlık tabelalar şehirlerde çok daha yaygın.

Ama kaldırımın sorduğu soru yalnızca bir para sorusu değil. Asıl soru, bu sokağın neden var olduğu. Dürüst cevap da özel ders merkezinden değil, okuldan başlıyor. Millî Eğitim Bakanı Muhammed Abdüllatif, Mayıs 2025'te Kahire'de Mısır-Kanada İş Konseyi'nin düzenlediği bir seminerde, Ahram Online'ın aktardığına göre, ülke genelinde öğretmen açığının 470 bine yaklaştığını ve yoğunluğu azaltma planı uygulanmadan önce bazı devlet okulu sınıflarında öğrenci sayısının iki yüzü aştığını söylemişti. Bu büyüklükte bir sınıf ve karşısında tek başına duran bir öğretmen, akşam yedide kaldırımda yaşananların çoğunu, kimseyi suçlamaya gerek kalmadan açıklıyor.

Bu yazı Dünya Öğretmenler Günü'nde yayımlandığı için, bu kaldırımda durmuş herkesin bildiği şeyi söylemek adil olur: akşam merkezin merdivenlerini çıkan öğretmen, çoğu zaman sabah sınıfta duran öğretmenin ta kendisidir. Kalabalık sınıfı o icat etmedi, maaşını o belirlemedi, üniversiteye giden yolun yılların kaderini tayin eden tek bir sınava indirgenmesine de o karar vermedi. Bize göre o, uzun bir zincirin en yorgun halkası: bir günde iki gün çalışıyor ve her iki yönden de suçlanıyor.

Devletin kendisi bu manzaranın büyüklüğünü dört yıl önce zaten kabul etmişti. Ekim 2022'de dönemin Millî Eğitim Bakanı Dr. Rıza Hicazi, özel ders merkezlerini ruhsatlandırma ve okul öğretmenlerinin, bakanlığa ödenecek bir ücret karşılığında burada çalışmasına izin verme planını açıklamış, bu pazarın büyüklüğünü yılda yaklaşık 47 milyar Mısır lirası olarak tahmin etmişti. Bu rakam tek başına parlamentoyu ayağa kaldırmaya yetti: Meclis Başkanı, Eğitim Komisyonu'na dinleme oturumları düzenlenmesi talimatını verdi; birçok milletvekili karara itiraz etti, kimileri bunun devlet okulunu düzeltmek değil bitirmek anlamına geldiğini söyledi.

Karar uzun ömürlü olmadı. The National gazetesinin Şubat 2023'te aktardığına göre, bakanlık, açıklamasından yalnızca birkaç hafta sonra merkezleri ruhsatlandırma fikrinden vazgeçti; bakan meclis önünde, bu geri adımın merkezlerdeki öğretim yöntemlerine duyulan endişeden ve devlet okullarını anlamsız kılma korkusundan kaynaklandığını söyledi. Bunun yerine, okulların içinde, ücretinin büyük kısmı öğretmene giden sembolik bir bedelle takviye grupları kurulacağı açıklandı — yani aydınlık sokağın okul duvarlarının içine taşınması. Bu satırların yazıldığı tarih itibarıyla, bunun ne ölçüde gerçekleştiğini kaldırımdan görüp hükmedemiyoruz.

Ardından okulun kendisine yönelik başka bir bahis daha geldi. 29 Ekim 2024'te Youm7 (önde gelen bir Mısır haber sitesi), Millî Eğitim Bakanı Muhammed Abdüllatif'in, "yıl içi çalışma" notlarının (öğrencinin nihai nota yansıyan sürekli değerlendirme puanları) uygulamaya girmesi ve öğrencilerin okula düzenli devamının sağlanmasıyla, öğrencilerin özel ders merkezlerine bağımlılığının %50 azaldığını söylediğini aktardı. Bu rakamı olduğu gibi aktarıyoruz: bu, bakanın bir açıklaması, bizim doğruladığımız bağımsız bir istatistik değil. Ardındaki mantık yine de açık: derse devam ve sınıf içi performans notları nihai sonucun bir parçası hâline geldiğinde, sabah, akşamın telafi edemeyeceği bir değer kazanıyor.

Aynı seminerde bakan, denklemin diğer yanına dair de rakamlar paylaştı: tek bir eğitim öğretim yılında 98 bin yeni derslik eklendi; bazı sınıflarda iki yüzü aşan öğrenci yoğunluğu, okulların %99,9'unda ortalama ellinin altına indirildi; cumhurbaşkanlığı girişimiyle her yıl 30 bin öğretmen atanıyor ve bu yıl içinde 72 bin atamaya daha onay verildi. Rakamlar sahibine atfen aktarılıyor, ama en azından bir şeyi söylüyorlar: devlet artık, sokağın ışıklar ve tabelalarla zaten bildiği bir sorunu rakamlarla anlatmaya başlamış durumda.

Peki sokak değişti mi? Dürüst olmak gerekirse, dışarıdan görülenler kesin bir cevap vermeye yetmiyor. Bu tür sokaklarda tabelalar hâlâ yanıyor, taksiler hâlâ durup kalkıyor, merdivenler hâlâ bekleme sırası. Belki başka sokaklarda kapı sayısı azalmıştır; belki bazı öğrenciler okul içi takviye gruplarına geçmiştir. Bu merkezlerin hukuki statüsü de değişken; bildiğimiz kadarıyla bu satırların yazıldığı tarihte onları düzenleyen nihai ve istikrarlı bir çerçeve yok, bu yüzden yalnızca kayıtlara geçmiş kararlar ve açıklamalarla yetiniyor, buna hiçbir şey eklemiyoruz.

Kesin olarak söylenebilecek tek şey, kaldırımın Öğretmenler Günü'nde söylediği şey: ışıklarıyla, föyleriyle, merdivenlerdeki sıralarıyla bütün bu akşamlar, öğretmenin değerine tanıklıktan başka bir şey değil. Eğitim bütçesinin dörtte birinden fazlasını onunla geçirilecek bir saat daha satın almaya ayıran aileler, bunu ona güvenmedikleri için değil, kalabalık sınıfın izin verdiğinden daha çok güvendikleri için yapıyor. Bugün sorulmayı hak eden soru, "öğretmen neden merkeze gidiyor?" değil, "sabahki derste akşamki dersi herkese gerekli kılan ne eksik?" sorusu.

Saat onda sokak sönmeye başlıyor. Bir tabela kararıyor, ardından bir diğeri; çocuklar merdivenlerden çıktıklarından daha hızlı iniyor; son taksiler ayrılıyor; büfeci malını topluyor. Bu "ikinci okul" yeniden sessizliğe gömülüyor, kaldırımda ise bir çantadan düşmüş fotokopi kâğıtlarının hafif bir izi kalıyor. Yarın sabah zil bir kez çalacak, akşam ise sessizce bir kez daha.

Ve muhtemelen bu satırları arabanızda ya da kaldırımda beklerken okuyan siz, bu sokağı bizim anlattığımızdan çok daha iyi tanıyorsunuz. Buraya artık gelmemenizi söylemek için burada değiliz; bu bizim kararımız değil, hükmümüz de değil. Öğretmenler Günü'nde tek dileğimiz, ders zilinin gerçekten günün sonu anlamına geldiği, ikinci bir günün başlangıcı olmadığı; öğretmenin de öğrencileriyle aynı saatte evine döndüğü bir yılın gelmesi.

Paylaş

İlgili Haberler

رجل يقود دراجة محمّلة بقفصين كبيرين من العيش وسط السيارات في شارع مزدحم
Vatandaşın Sesi

Kalabalığın Ortasında İki Teker: Arabasız Gün'de Bisiklet Mısır Sokaklarının Neresinde Duruyor?

22 Eylül'de dünya Arabasız Gün'ü kutlarken, bizim sokaklarımızda bisiklet minibüslerin arasından ve üzerine araba park edilmiş çizili bir şeridin üstünden geçip gidiyor. Cairo Bike'tan "Bisikletin Sağlığın" programına, ara sokakta başının üstünde ekmek tepsisi taşıyan çocuğa kadar: Herhangi bir yoldan geçenin gördükleri üzerine bir röportaj ve tek bir soru: Mısır'da bisiklet kimin için ve güvenli şerit neden hâlâ bir hayal?

22 Eylül 2026 · 8 dk okuma

رائد فضاء بالبدلة البيضاء يقف بجوار علم أمريكي مغروس في تراب القمر، وآثار الأقدام ظاهرة حوله
GerçekYanlış

"Amerikalılar Ay’a hiç inmedi": her yıl tekrarlanan iddia, yörüngeden görülen bayrak ve ayak izleriyle çürütülüyor

Dünya Uzay Haftası açılırken, Apollo inişinin bir stüdyoda çekildiğine yemin eden kısa videolar yeniden gündeme geliyor. Bu iddiayı astronotların tanıklıklarıyla değil, bugün dünyanın herhangi bir yerindeki bir bilim insanının inceleyebileceği kanıtlarla sınıyoruz: yörünge fotoğrafları, laboratuvarlardaki Ay kayaları ve her gece Ay'a olan mesafeyi ölçmekte kullanılan yansıtıcılar.

4 Ekim 2026 · 7 dk okuma

«كده غلط».. السم في الطبق والعصا على الظهر: إيذاء الحيوان جريمة في قانون العقوبات المصري منذ 1937
Böyle olmaz

«Keda Ghalat» (Bu Yanlış): Kâsede Zehir, Sırtta Değnek — Hayvana Eziyet, 1937'den Beri Mısır Ceza Kanunu'nda Suç

Bir komşu okul duvarının yanına zehirli kaplar bırakıyor, bir araba sahibi ise eşeğine ağır bir yük çektirmek için yüzüne sopayla vuruyor. Birçok kişi «sadece bir hayvan»ı hiçbir kanunun korumadığını sanıyor. Oysa Ceza Kanunu'nun 355, 356 ve 357. maddeleri, hayvan öldürmeyi, zehirlemeyi ve ona eziyet etmeyi hapis cezasına varan yaptırımlarla cezalandırıyor. Dünya Hayvanlar Günü arifesinde kanunun ne dediğini açıklıyoruz.

3 Ekim 2026 · 6 dk okuma